|
Eski zamanları özlüyorum, Babam,anam methederdi eski
günleri. "Eskiler şimdiden iyiydi " derlerdi . Evlerimiz
: Ahşap da olsa,harap da olsa,kartollu da olsa,Herkesin
bir evi vardı. Kartoldan siyahlanmış dolapları, bir
köşede patates kuyuları,Avluda ambarları, evin ili
girişinde de otla doldurulan belmeleri vardı..
Kadınlar
süt sağar, yığınlıktan karzavandan, kabandan ,meşelerden
şinafostan ot taşırdı sırtlarında, güzün halkoya kuyulara giderlerdi komar
yaprağına,meşelerden hant taşırlardı sırtlarında.
Erkekler atlarla,katırlarla ot taşırdı,köpektaşlarından,yığınlıktan,halkodan,odun
taşırlardı meşelerden,sağlardan,kışın hızar sesi gelirdi
her harmandan,musandara ,hartoma,tekne,sandık yapardı,satmak için
ispirin köylerine giderlerdi gadmere ,gocohtora ahpirike
,vahnasa,dişansa
gidip satarlardı yaptıklarını. Parasıyla ;koltuk takımı lüks eşyası almak için
değil.Neydi aldıkları;ispir minmcisi,kuru dut sarıbaş
buğday alırlardı, hanıma peştemal,keşan Kıza entari ,
oğlana hamal lastiği alınırdı "Hamdolsun,Şükürler olsun
Allah'a é deyip şükrederlerdi,huzur vardı onlarda
kanaatkar idiler.
Karzavanda zandalili topal mahmut'un bakkalı
vardı,birinci,gelincik,bafra,kulüp cigarası,teneke
peynir,bisküvi,fındık,kuru üzüm satardı,Büyüklerimiz
toplanırdı köprünün ayağında,sohpet ederlerdi,nişan
atarlardı,küçükler haya ederdik yanlarından geçmeye
Bayramlarda erkekler ellerinde Allah ne verdiyse
tepsilere doldurur yiyecekleri tutarlardı sabah caminin
yolunu birlikte yerlerdi yemeklerini,Kamaçın Dursunali
(Allah Rahmet Eylesin)toplardı çocukları camide
okuturdu.Cumaları fakirler doyurulur , Kimsesizlerin
hali vakti sorulurdu. Gönüllere nur , evlere bereket
yağardı. O zamanlar insanlık vardı.
HİÇ UNUTMAM:
Hatırladığım kadarıyla 1967 li yıllardı ve çocuktuk.1
metreyi aşkın kar yağmıştı,köyümüzün imamı,Allah Rahmet
Eylesin Kamaçın D.Ali idi.Babam hocanın yiyeceği belki
kalmamıştır diye siniye yiyecek bir şeyler koydu ve
camiye götürmek üzere evden çıktı.Bir saat kadar sonra
geri geldi,annem sordu,götürdün mü diye,babam caminin
sırtına kadar ancak gittim dedi ve biraz ısındıktan
sonra tekrar gitti ve akşama doğru camiden döndü
Cömert idiler,evinde bir ekmeği olan birileriyle beraber
yiyelim tek başımıza yemeyelim diye düşünürlerdi.evde
değişik ve iyi yiyecek olsa "belki bir misafir gelir"
diye saklarlardı onu.
Komşuluk : Yağmur yağdığında dam`lar akardı Her odaya
tencere,sahan koyardık. Bazen de borulardan kurum
damlardı ,
Teneke kutu bağlardık. Her şeyin kolayı vardı. Kimse
kimseyi kıskanmazdı , Komşuda ne varsa , komşuda vardı.
Havva Hanım lahana yollar , Karşılığında lahana sarması
giderdi. Tencere dolusu, "Tadımlık canım (!)"
Kim hastalansa , Havva hanım koşardı Şifalı
otlardan merhem , Her derde deva bitkiler,Kim ölse
"H.Halit " koşardı Yürekten sevecen , telaşlı .
Ramazanlar ve kış geceleri :
Elektrik nerde...yoktu televizyon radyo.Toplanırlardı
komşunun evine akşamları,başlardı koyu sohbet,çaylar
yudumlanır,külden çıkarırlardı patates (yaralma)
közlemesini,cüz oynarlardı,bazan kemençe ile
tuttururlardı delikanlılar horonu
İftarlıklar ,baklavalar , sarmalar kıymalı pideler.. Kış
geceleri sıcacık, sevimli. Konu komşu birlikte
yılbaşılar. Patlamış mısır, külbastı patates
Derken ;
Borçsuz yaşardık derdi babam. Her şey yoktu, Ama
insanlar umutlu ve daha Mutluydu. İskarpin giyemezsek, "Cızlavet
" giyerdik.
Ama , biz o günleri çook, çok severdik. Mutluyduk
huzurluyduk,herkes şükrünü bilirdi.Yediden yetmişe
herkesin bir işi vardı,boş durmak,tembellik,asalak
yaşamak yoktu.
Babam Anlatıyor:"10
yaşlarındaydım , aylardan ramazan ayı ve oruçluyuz, anam
düzlerde çayır kesiyordu,bende kerendi (Tırpan) ile
çayır kesiyordum,hava güneş ve çok sıcak,aşırı derecede
acıkmıştım.anama çok yoruldum biraz dolaşayım
dedim,meşelere geçtim ve lıkapa,hamduka ve ahmurla
karnımı tıkabasa doyurdum.Yediğim şeyler beni
hararetlendirdi.Irmağa geçtim ve kafamı suya sokmaya
başladım.Anam "oğlum ağzına su kaçırma orucun bozulur"
dedi ama ben kafamı suya sokarak iyice bir susuzluğumu
giderdim"Nede olsa 10 yaşlarında bir çocuk.
Amcam anlatıyor:Yine
bir ramazan günü ve çayır ayı.10 yaşlarındayım.Köpek
taşlarında çayır kesiyorum kerendi (Tırpan) ile.O kadar
susadım ki,köpek taşlarında kıştan kalan buzullaşmış
kardan 20-25 kiloluk bir kütleyi kesip ortasında bir
delik açtım ve kerendinin natına takarak 2 saatlık
yoldan eve getirip onu büyük bir kazanın içerisine koyup
su ile doldurdum ve iftarda o bir kazan suyu teravih
vaktine kadar içtik".
Ona
rağmen Mutluyduk,huzurluyduk. |